What i've got?.. Less than nothing!..

The past inside the present...

 

 

 

96-98 yılları...
genç dedikleri bir dönemde
kendini olgun sanan suskun bir öğrenciydim...


o yılları iyi hatırlıyorum,
genel anlamda geleceğimi şekillendiren kararların verildiği yıllardı çünkü...
daha özel olayları da hatırlıyorum tabi kısmen...
öğrenim yılı sonunda her gün bir okul defterimi alarak,
bahçe duvarının üzerine çıkıp, yırttığım sayfaları kıvırıp uçak niyetiyle fırlattığım
bu şekilde o yılki zırvaları kafamdan attığımı sandığım 'özel rüzgar tekniği'm mesela...


komik gelebilir aslında, ama atardım da...
bu yüzden cümleyi hala öğelerine ayıramam mesela...
ve benzerlik karmaşaya dönüşür çoğu zaman...
hep "orta 3'e göndermek lazım sizi" dediğinden olsa gerek nefret ederim trigonometriden ve uzun boylu zayıf analitik geometricilerden...


ne hikmetse
'okul yıllarımın o döneminden' sadece o duvarı hatırlarım...
ve rüzgara bıraktığım kağıt uçakları...
fazlası yok...


yan etkilerinin yanında tekniğimin çok da faydasını gördüm...
örneğin bu yöntemden hareketle sadece benim keşfettiğimi düşündüğüm;


yıl boyu yazıp,
sonraki yıl kimse görmeden tek tek sayfalarını yaktığım günlüklerim geliyor aklıma...
fazla değil aslında, üç taneydiler...


yırttığım sayfaları elime alıp,
tek tek okuduktan sonra
o günümü ateşe verip dumanıyla hatıralarımı sildiğim günler...
günlükler...


"tebessüm eşlik ediyor bazen cılız ateşe...
bazen de söndürmeye kalkıyor dışarıdakini
içimde yanıveren başka bir tanesi...


dışarıdakinin yüzüme vuran sıcaklığı kurutuyor bu hamleyi...
ben de hemen boğazımdaki dumanı yutup
külleri temizliyorum mendille...
devam ediyorum sonra,
her yaprakla bir gün daha
ölümüme yaklaşmaya..."


ve ne hikmetse
ben sadece o günleri hatırlıyorum...
sadece günlükleri...


sayfalara kazınan yüzlerce satırı yazan parmaklarım
sayfaların sıcaklığıyla affetmiş gibi olurdu sanki yazarkenki eziyeti...
tekrar dokundukça o günlere, unuturdu sanki bir öncekini...
geceleri devleşen saniyenin darbelerini...
ve bir gün arkasında ismimi bulma hevesiyle kovaladığım takvim yapraklarının adedini...


ah!.. bir de hoş bir söz hatırlıyorum
hiçbir zaman tam olarak yakmayı beceremediğim kalın kapaktan...
"mezardakilerin pişman oldukları şeyler için
dünyadakiler birbirini kırıp geçiriyor..."


arada aklıma geliyor...
bu sayede hergün sokağa çıktığımda
güleryüzle bakıyorum tanıdıklara...
gülüyorum, hiç birşey yokmuş gibi...


günlük yazmayı,
başından beri komşum olan
denizle tanıştığım gün bıraktım...
anladım ki; o varken gereksizdi boşa yorulmak...

ona bakarak anlattım
önce yazıp, sonra yakmam gerekenleri...
ben konuşmadım, o dinledi...
en mahrem hatıralarımı
rusyaya doğru unuttum yani...


bir de lise yıllığımın ardından farkettim...
aslında geçmişten de
kaybolmasına tahammül edemeyeceğim sayfaların olabileceğini...


son yıllarda ne günlük yazıyorum,
ne de denize koşuyorum...
ne verirseler içimde taşıyorum...
zaten bu 'son yıllar'ı
dört bir yandaki çatılara bakarak yaşıyorum...


yazdığım...
anlamlı gelen onca şeye bakarak
söyleye söyleye şunu söyleyebiliyorum şimdi, yazık:
"boş işlerin müdürü olmuşum artık...
öylesine yoğunum ki;
bu işlerle uğraşmaktan,
harcayacak vaktim kalmamış boşa..."


06-07 yılları...
genç dedikleri bir dönemde
kendini yorgun gören suskun bir öğrenciyim...
artık daha da suskun...

 

00:39 - 22.6.2007 - yorum yaz

Hatıralar...

Yazını ve arkadaşların yorumlarını okurken çok farklı duygular hissettim ve de bir sebepten dolayı sevindim...
Bugüne kadar hiç günlük tutmadım, aslında bir keresinde ortaokuldaki bir öğretmenimizin tavsiyesiyle heveslenip denedim ama bir günden fazla sürmedi. Belki yanlış günü seçmiştim bilemiyorum ama o gün yazdıklarıma bakınca "Hergün bunları mı yazacam yani?" ve "İyi de ben bunları nerde saklıyacam, evdekiler görürse hele de abim, ellerinde oyuncak olurum bir ömür ..." gibi çocukça bir endişeyle ikinci güne geçemeden rafa kaldırdım bu mevzuyu...
Ama günlük olayından vazgeçmedim, bir daha yazmadım belki ama yaşadıklarımı o günden sonra bir daha unutmamak üzere yaşamaya karar verdim...Belki beynime çok güvenmiştim bilemiyorum ama demin de dediğim gibi arkadaşların yorumlarını okuyunca sevindirdi beni bu, çünkü farkettim ki beynim bugüne kadar yüzüstü bırakmadı beni. Unutmamak üzere yaşadıklarımı unutmadığımı farkettim, benim için önemli olan en ufak bir detayı bile hala hafızamda tutabiliyorum üstelik hafızamın çok zayıf olduğunu da bilerek...
Yaşadığım ortamdan olsa gerek hep içe kapanık biri oldum, etrafımdakilere içimi dökebilen bi insan değildim...98'e kadar... O nedenle 98'den bu yana hayatımı paylaşan kardeşten öte bildiğim dostlarıma ne kadar teşekkür etsem azdır, sağolun, hafızamı kuvvetlendirdiğiniz için...

jackalersin - 2007-06-30 16:06:01 - 2007-06-30 16:06:01

....

Bu günlük denilen sacmalıgı bende yaparım.. Üstelik özele hiçbir saygı duyulmayan bu evde.. Sonrasında saklamak da zor oluyor ama.. Senin gibi yakamam da.. Hep bi tehlike bırakıyorum ardımda... En güzeli kilitler vurup saklamak.. Ben öyle yapıyorum mesela :)
Ama günlük tutmak güzeldir.. Sayfaları okurken bazen duygulanmak bazen hüzünlenmek bazen de kızmak... Aslında tüm hatıraların bi yerde toplanıyor.. Ve bir anda seni yıllar öncesine götürüyor....

Sen cok güzel anlatmışsın yıllarını.. Denize söyleyemedigin şeyleri onun dinlemesi en güzeliydi...
Bence sen denizden uzaklaşma.. Anlat içinden, dinlesin sessizce....
Yazıp yakmaktan daha iyidir..

durusuperisi - 2007-06-24 21:15:49 - 2007-06-24 21:15:49

just another..

Hiç günlük tutmadım..
Ama tutsam yakamazdım..
İşte sırf bu yüzden tutmadım..
Yakamayacağımı bildiğim bi geçmişin anılarını biriktiremedim işte..

98-02 yılları..
Boş işlerin beni mutlu ettiği, anlamlı geldiği yıllar..
Stres yüklü, yorgun, ama bir o kadar mutlu olan, olabileceğini düşünen bir öğrenciyim..
Suskunum, ama göstermiyorum..

landoro - 2007-06-22 16:24:10 - 2007-06-22 16:24:10

MERHABA

yazdıklarınızı okudum ve kendimden bir şeyler buldum.Benim de yazıp yazıp, sonra tek tek sayfalarını yırttığım ve yaktığım günlükler oldu..Neden hatıraları biriktirmek zevkli ama eskiyi hatırlattığı için saklamak acı olur..?Müzikte çok hoşuma gitti. Şimdi diğer yazılarınızı da okuyacağım.Bakalım müdavim olacakmıyız bu blogada:) İyi günler..

angel - 2007-06-22 15:48:51 - 2007-06-22 15:48:51

Sonraki Önceki
"I am all that is, was, and will be..."


Ana Sayfa...
Zizou!..
Arşiv...
Psy...

Yazılanlar...
- FightiN' 'inSide...
- Two of us...
- Cross the line...
- Sheet...
- LosSt...
- Love(!) lessons I
- SONbahar...
- Time-less...
- Draw a life-time...
- LasT
- a Lone...
- 07² / 07³
- Becoming a porter...
- Evoluted?..
- The past inside the present...
- if only...
- Same eyes, different frames...
- The ART of Life...
- Silence of end-less...
- Blue pain...
- N0thing!..
- Dead dreams...
- i bleed...
- Whatever it is!..
- Uzaktasın...

Arkadaştan Öte...
- huzunluyuz
- landoro
- Hüzün Didar YAREN
- gomit
- jackalersin
- hainkadin
- durusuperisi
- ugfa

zizou!.. ya gelenler...